The Jazz Singer: “Bir dakika, bir dakika, henüz bir şey duymadınız”

 

Sinema tarihinin dönüm noktalarından biri olan ve sessiz film döneminin sona erişini temsil eden “The Jazz Singer” filmi bugünden tam 95 yıl önce, 6 Ekim 1927’de ilk gösterimini yaptı.

Sesli film dönemi öncesinde uzun yıllar boyunca, filmlere sesi dahil etmeye çalışan çok sayıda teknik ve yöntem denendi elbette. Örneğin bazı filmler, salonda bulunan bir piyanist ya da bir orkestra eşliğinde gösteriliyordu. Bunu, “phono-films” adı verilen görüntü ile eşzamanlı müzik ve ses efektlerinin yer aldığı çeşitli kısa filmler takip etti.

Sesli sinemayı doğuran ve hızla yaygınlaştıran teknik, Western Electric’in geliştirdiği ve Warner Bros.’un kullanım haklarını satın aldığı “vitaphone” oldu. Bu teknikle çekilen ilk sesli uzun metraj, 1926 yapımı Don Juan’dı. Bu filmde müzik vardı ancak sesli konuşma yoktu.

The Jazz Singer, vitaphone teknolojisi ile çekilen ikinci film oldu. Bu arada buruk bir detay: Warner Bros.’un sesli filme geçmesini en çok destekleyen yöneticisi Sam Warner filmin gösteriminden bir gün önce hayatını kaybediyor. Bu yüzden Warnerlardan kimse filmin ilk gösterimine katılamıyor.

The Jazz Singer’ı popüler yapan ve adını tarihe yazdıran niteliği, bu filmde ilk defa konuşma seslerinin yer almasından geliyor. Ancak filmin tamamı değil, yalnızca bazı bölümleri sesli. Toplamda 6 şarkı ve yalnızca 350 kelimeden oluşan diyaloglarıyla, oldukça sınırlı bir ses kullanımından bahsediyoruz. Bu bilgi elbette ki olayın büyüklüğünü azaltmıyor.

The Jazz Singer’ın ilk “konuşan film” oluşu filmin yönetmeni ve yapımcıları dahil herkes için bir sürpriz aslında. Zira film, başta yalnızca şarkılardan oluşan bir müzikal olarak tasarlanıyor. Başroldeki Al Jolson şarkı aralarında doğaçlama konuşmalar ekleyince de olan oluyor. İlk cümlesinin “Bir dakika, bir dakika, henüz bir şey duymadınız” olması da yani… Muhteşem değil mi?

Leave a Comment